Zirkonyum Seramiklerde Yapıştırma (Simantasyon)

Zirkonyum Seramiklerde Yapıştırma (simantasyon);

Zirkonyum seramiklerin geleneksel simantasyon materyalleriyle (çinko fosfat, poli karbosilat, cam iyonomer..) yapıştırılabileceği kabul edilse de tutuculukta en etkili sonuçlar cam iyonomer simanlar ve adesiv resin (reçine esaslı) sistemler le alınmıştır.

Zirkonyum seramikler, adeziv bir arayüz elde edilmesi için birtakım yüzey uygulamalarına tabi tutulurlar.

Bu işlemler:
1. 50 Ìm ya da 110 Ìm’ luk Al2O3 partikülleri İle Kumlama.

2.Tribokimyasal Silika (silikon dioksit) Kaplama: Bu yöntemin Cojet ve Rocatec olmak üzere iki sistemi vardır. CoJet sistemi klinikte kullanılabilen bir tribokimyasal silika kaplama yöntemi olup, Rocatec laboratuar da uygulanır.
Silika kaplama ve silan uygulaması yapıldığında zirkonyum oksit seramiklerde yalnız kumlama ile elde edilen bağlantıdan daha yüksek bağlantı kuvvetleri elde edilmektedir. Silika kaplama, materyalin yüzey enerjisini arttırır. Silika kaplanan yüzey silan aracılığı ile reçine simanı ile bağlantı kurar.

3. Silan Uygulanması: Kumlamanın ardından uygulanır. Silanlar hidrofilik ve asidiktirler.
Kullanılan yapıştırıcı simanlara kimyasal yolla tutunma özellikleri vardır.

Klinik uygulamalarda karşılaşılan zorluklar Seramiğin kırılganlık özelliği, özellikle posterior bölgede gerilim tipi streslere direncini düşürmekte ve zirkonyum restorasyonlarda da çatlak ve kırıklara sebebiyet vermektedir. Ayrıca marjinal uyumsuzluk ve desimantasyon da klinikte kuron ya da köprü protezinin başarısızlık faktörüdür.
Zirkonyum seramiklerde kırığın % 80 oranında bağlantı noktalarından, % 20 oranında ise posterior destek dişlerin marjinalinden başladığı belirlenmiştir.
Zirkonyum seramiklerde en sık karşılaşılan kırılmalar alt yapıda olmaktadır. Alt yapının en zayıf, en çok kırılan kısmı ise bağlantı (connector) bölgeleridir.
Bunun nedenleri, bu bölgelerde oluşan stres, seramikte mekanik stresler ve ıslaklık nedeniyle oluşan yorgunluk ve yanlış endikasyon olarak sayılabilir. Gövde bağlantılarının en az 9 mm2 (3 mm.? 3 mm.) olacak şekilde hazırlanması sağlanmalıdır. İnterproximal dişetinden, destek dişin okluzal kısmına kadar olan 4 mm. lik yükseklik, zirkonyum seramik restorasyonlar için yeterlidir. Alt yapı – üst yapı birleşme yüzeyi restorasyonun en zayıf noktalarından biridir. Üst yapı seramiğinin alt yapı olan zirkonyumdan tabaka halinde ayrılması, iki tabaka arasındaki adesiv başarısızlık olarak tanımlanabilir. Bu ayrılma yetersiz alt yapı desteği, seramik içi bozukluklar, ısı genleşme katsayısı uyumsuzluğu ve okluzal stabilitenin olmaması gibi birçok nedene bağlı olarak gerçekleşebilir. Bu özellikler restorasyonun klinik başarını etkilemektedir. İyi bir bağlanma kuvveti için daha dayanıklı üst yapı seramiklerinin tercih edilmesi, fonksiyon altında tabaka halinde ayrılma riskini azaltabilir. Veneer materyalinde yontulma (chipping) şeklindeki kırıklara kısa dönem klinik çalışmalarda en düşük oranda rastlanır.

Zirkonyum seramikler de simantasyon sorunlarıyla da karşılaşılabilir.

Yapılan bir çalışmada MDP içeren bir adesiv sistem (Panavia F), Bis-GMA bazlı resin yapıştırıcı ajan sistem (Relyx Arc) ve resin modifiye cam ionomer siman ( Relyx Luting ) karşılaştırıldığında en yüksek dayanıklılığın MDP içeren adesiv siman da (Panavia F) olduğu görülmektedir.

Desimantasyonun (dişin düşmesinin), siman tipinden kaynaklanmayıp diş ve restorasyonun yüzey özelliklerinden, marjinal uyumsuzluktan ve yanlış simantasyon tekniğinden dolayı gerçekleştiği de düşünülmektedir.